top of page

Ayşe Nur Bakım Kimdir?

Adsız tasarım (22).png

Ayşe Nur Bakım

 

13.Şubat.1984, Manisa/Demirci doğumludur. Bir oğlu vardır. 

İlkokul yıllarından beri kitap okumaya ve yazmaya meraklı olan Ayşe Nur Bakım, okul hayatı boyunca, kompozisyon yarışmalarında ve şiir okuma yarışmalarında birincilikler elde etmiştir.

“Ben hiç yalnız kalmadım, çünkü hep kitaplarım vardı.” diyen Ayşe Nur Bakım, kitaplara olan düşkünlüğüyle anlatıyor kendini.

2003 yılında Muğla Üniversitesi Kamu Yönetimi’ni kazanmış, ancak son senesinde sağlıksal problemlerinden dolayı okulu bırakmak zorunda kalmıştır. Okumayı ve kendini geliştirmeyi benimseyen Ayşe Nur Bakım, 2008 yılında Gemoloji Ve Mücevher Tasarımı Bölümünü kazanmış ve bu bölümden mezun olmuştur. Kişisel Gelişim Eğitimlerine ve seminerlerine katılarak kendini bu alanda geliştirmiştir. Spiritüel kamplarda, ruhsal çalışmalarda yer almıştır. Mesleğine âşık olduğunu belirten Ayşe Nur Bakım, kadınlara özel "Kadınlığına Uyan" kitabını yazmıştır. İnsanlara daha fazla katkı sağlamak için, şu anda Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun olarak Sosyolog ünvanını almıştır.

Kendini geliştirip, eğitim ve danışmanlık verdiği alanlar;

 

  • Cosmic Energy Healing Progressor

  • Nefes Koçu

  • Yaşam Koçu

  • Quantum Koçu

  • EFT (Duygusal Özgürleşme Tekniği) Eğitmeni

  • Usui Reiki Master/Teacher

  • Hipnoz Uzmanı

  • Meditasyon

  • Numeroloji Eğitmeni

  • Yüz Yogası Eğitmeni

  • Meridyen Terapisi Eğitmeni

  • Spiritüel Koçu

Ayşe Nur Bakım Hakkında Daha Fazlası.

 

Bizi Biz Yapan Deneyimlerimizdir.

Ortaokul yıllarımda başladı kendimi arayışım. O zamanlar pek bulamadım ama ergenliğimi şiddetli yaşadığım yalan değildir. Evin inatçı, hırçın, asi ve asabi çocuğu olarak mimlenmiş olmam; benim kabahatim miydi bilmiyorum. Ben çocukluğumu da doyasıya yaşamış, ergenliğimin de hakkını vermiştim.

Asi ve asabi olarak çağırılmam dışında, “Erkek Fatma” lakabı unvanına da layık görülmüştüm. O zaman bu lakabın hakkı verilmeliydi. Çünkü benim zamanımda yaşadığım yerde, kız çocuğu bir süre sonra sokakta bisiklete binmez, sokaklarda oynamazdı. Ayıptı. O zaman erkek gibi olursam kimse bana karışamazdı. Erkek gibi yürümeler, erkek bisikleti aldırmalar, erkek kıyafetleri giymeler… Birazda tavırlarıma erkeksilik taktım mı bu iş tamamdır. Tesbih sallar gibi, anahtar sallamalarımda olmuştur. Hatta hala erkek gibi ıslık çalarım.

Tüm bunlara rağmen, içimde müthiş bir genç kız olma hayallerim de vardı.

Üniversite yıllarıma kadar hep bir erkeksilikle büyüdüm diyebilirim. Göğüslerimi saklamak için kamburlaştırırdım sırtımı. Etek giymek mi? Aman Allah’ım…

Cinsel kimliğimi çözme yıllarım böyle geçse de, hep kişisel gelişim kitapları ve psikolojik kitaplar okudum. Bu yüzden insan psikolojisine erken adapte olmuştum. Hoş terzi kendi söküğünü dikebildi mi o yaşlarda tartışılır tabi. Ama çevremdeki arkadaşlarımı hep ergenlik bunalımından erken çıkarmışlığım vardır. Hatta üniversite tercihlerimi yaparken, beni keşfeden ve belki de beni gerçekten iyi gözlemlemiş olan değerli Felsefe Hocam Murat Çakıl, beni yanına çağırmıştı. “Ayşe Nur, biliyorum hukuk istiyorsun ama bence psikoloji bölümünü yazmalısın. Çünkü senin herkese yardımcı olan ve psikolojiden iyi anlayan bir yanın var.” Demişti. O zaman anlayamamıştım tabi. Belki de tek keşkelerimden birisi onu dinlememek olmuştur. Sözü geçmişken, Murat Hocama saygılarımı sunuyorum.

Demem o ki, ben hep insanları ve varoluşu çözmeye çalışmıştım. Bunun yanında, kimse tarafından keşfedilmemiş bir spiritüel yanımda vardı. Genç yaşlarda bir rehber olmadan bunu anlamak mümkün olmuyor. Neyse ki ilerleyen yaşlarda öğrenmiş bulunuyorum.

Üniversiteye adım attığımda, hafif kilolu, erkek gibi giyinen, makyaj yapmayan hatta erkek gibi yürüyen genç bir kız olarak ilk defa utanmıştım. Fakülte, manken gibi kızlarla doluydu. Bir kendime baktım bir de onlara. Yanlış olan elbette benimkisiydi. Tabi ki değişimi seçtim. Değişimi kabul etmek en önemli adımıdır. Değişimime katkı sağlayan herkese çok teşekkür ederim.

Üniversitede aynı zamanda bazı huylarımın da değişmesi gerektiğine karar vermiştim. Çünkü öfkelerim, asabiyetim, dik kafalılığım ve sabırsızlığım sadece bana zarar verdi ve sağlıksal birçok rahatsızlık yaşadım. Zor olsa da kendimi dönüştürmeyi başardım. Ben küçüklüğümden beri, kendimi motive etmeyi hep bilmiştim. Sanırım en sevdiğim özelliğim de buydu.

Okul hayatım bittikten sonra, en güzel sınavlarımı evliliğimde verdim. ‘Katlanamam’ dediğim ne varsa katlandım. Ama sana bir şey söyleyeyim mi? Sabırsız tarafımı en çok da evliliğimde dönüştürdüm. Meğer insan isterse sabredebiliyormuş. Tabi ki de evliliğimde neler yaşadığımı uzun uzun yazmayacağım. Ama şunu bilmeni isterim ki, ben eril tarafımı törpülediğimi düşünmüşken, evliliğimde eril tarafımla da sınandım. Bilinçaltıma kodlanan o “Erkek Fatma” lakabının vermiş olduğu etki meğer hala çıkmak için hazırmış. Hayat adeta dengelenmem için bana aynalık etti. Anlamam zor olsa da, asıl aydınlanmam evliliğimden sonra oldu. 26 yaşında ki bir kadının neler yapabileceğini o zaman gördüm. İçimdeki gücü, içimdeki cesareti ve içimde ki korkusuzluğu… Derinleşmem ise oğlum Çağatay ile birlikte başladı. Nasıl bir sevgi bu kadar içten ve doğal olabilirdi. Doğumda Çağatay’ı ilk gördüğümde, doktora dönüp, “Ben daha önce hiç sevmemişim” dediğimi hatırlıyorum.

İşte o gün sevginin her şey olduğunu, Öz olduğunu anladım.

Boşandıktan sonra ise, her şey bambaşka oldu. Çocuğunu tek başına büyüten bir anneyim diyemem. Çünkü Çağatay ile benim yolculuğuma eşlik eden, fedakâr bir annem var. Onun hakkını elbette ödeyemem. Annem sayesinde, bir annenin; çocuğuna ömürlük bir sevgi büyüttüğünü öğrendim.

Elbette ki sınavlarım bitmemişti, 3 yıl bir anaokulu işlettim ve birazda orada verdim sınavlarımı. Çocuklar üzerinden ticaret yapamadığımı fark edince, elbette ki devrettim. Ama çok şey öğrendim. Sınavlarımı başarıyla tamamladım aslında. Bir kadının tek başına neler yapabileceğini çok iyi öğrendim. Tekrar kalktım ayağa. Ama bu defa çok daha güçlüydüm.

Anaokulundan sonra, spiritüelliğe girişim tamamen başlamıştı. Zorlu sınavlar beni bu yola itti. Tüm yaşadıklarıma, ‘İyi ki’ diyorum şimdi. Tabi ki önce, araştırmalarım başladı, çok yabancı olmadığım bir konunun ne kadar da derin olduğunu anladım. Kozmik Enerji seanslarıyla da, hayatım birden değişmeye başlamıştı. Önüm açılmıştı. ‘Olmaz’ dediğim hayallerim gerçekleşmeye başlamıştı. Değişen sadece hayatımda değildi, uzun süredir yaşadığım sağlıksal problemlerimden eser kalmamıştı. Migrenim, boyun ve sırt ağrılarım, ülserim… Hayretler içindeydim ama merakım beni eğitim almaya yöneltti. Sadece kendim için almıştım eğitimi.

Ancak insanlara dokunmayı seven tarafım, beni bu alana yöneltti.

Bazı durumlarda, enerjinin tek başına yetmediğini fark ettiğim için, Nefes Koçluğu, Hipnoz, Quantum Koçluğu, EFT, Yaşam Koçluğu, Numeroloji, NLP gibi eğitimleri de almaya başladım. Kamplara, atölye çalışmalarına katıldım. Ve bir yandan bu alanı araştırmaya başladım. Okumayı seven bir insan olarak, birçok spiritüel kitap okudum ve hala okuyorum. Kitaplardan ve eğitimlerden sonra, yaşamın bana neler anlattığını anladım ve şimdi sınavlarımı verirken daha hafif geçiyor. Mutsuz olmuyorum, aksine çözüm yolunu daha çabuk bulduğum için derslerimi kısa sürede veriyorum.

İşte dostum, özetle benim hayatım bu şekilde değişti. Ben değiştiysem ve başkaları da değiştiyse, sende değişebilirsin. Çünkü her insan, içinde bu güçle doğuyor.

Mucizeler seninle olsun. Ben başardıysam sen de başarabilirsin. Yeter ki bir yerden başla ve adım at.

KALBİMDEN KALBİNE SEVGİLERLE...

Ayşe Nur Bakım

bottom of page